Tarafsızlık Komitesi Tiyatrosu

Tarafsızlık Komitesi – ISO/IEC 17024

ISO/IEC 17024 kapsamında uzun yıllar boyunca tarafsızlığın güvence altına alınmasında önemli bir mekanizma kullanıldı: Tarafsızlık Komitesi.

Farklı ilgili tarafları temsil eden kişiler belirlenir, bu kişilere kuruluş ve ISO/IEC 17024 hakkında eğitim veya bilgilendirme yapılır, belirli aralıklarla toplantılar gerçekleştirilir ve sonuçlar kayıt altına alınırdı.

Kâğıt üzerinde oldukça makul görünen bir güvence mekanizmasıydı.

Peki uygulamada her zaman gerçekten öyle miydi?

Yoksa bazı durumlarda tarafsızlığın güvence altına alınmasından çok, tarafsızlığın güvence altına alındığını gösteren bir tiyatroya dönüşme riski mi taşıyordu?

Benim sorguladığım nokta tam olarak bu.

Komite Kuruluşu Ne Kadar Tanıyor?

Buradaki eleştirim komitelerde görev alan kişilere veya bütün tarafsızlık komitelerinin etkisiz olduğu iddiasına yönelik değil. Sorun, mekanizmanın uygulamada biçimselleşmeye ne kadar açık olduğuyla ilgili.

Kuruluş, farklı ilgili tarafları temsil edecek kişileri belirliyor. Bu kişilere ISO/IEC 17024, belgelendirme sistemi ve kuruluşun tarafsızlık yaklaşımı hakkında bilgi veriliyor. Ardından komite kuruluşun tarafsızlık faaliyetlerini değerlendiriyor.

Ancak tarafsızlık risklerini değerlendirebilmek için standardı bilmek tek başına yeterli midir?

Kuruluşun müşterilerini, gelir kaynaklarını, belirli müşterilere oluşabilecek ekonomik bağımlılıklarını, personel bağlantılarını, sınav görevlilerini, eğiticilerle ilişkilerini ve günlük operasyonlarını yeterince tanımayan bir komite, gerçek bir çıkar çatışmasını nasıl tespit edebilir?

Bir insanın bilmediği bir ilişkiyi sorgulaması veya varlığından haberdar olmadığı bir çıkar çatışmasını tespit etmesi oldukça güçtür.

Kendisini Değerlendirecek Komiteyi Kim Eğitiyor?

Bence mekanizmanın en ilginç noktası burada ortaya çıkıyor.

Kuruluş, kendi tarafsızlığını gözetmesi beklenen tarafsızlık komitesini aynı zamanda kendisi eğitiyor ve bilgilendiriyor.

Elbette tarafsızlık komitesi üyelerinin kuruluşun faaliyetlerini ve ISO/IEC 17024 sistemini bilmeleri gerekir. Ancak tarafsızlığını değerlendirecek kişilerin hangi bilgileri göreceğini ve sistemi hangi çerçeveden değerlendireceğini büyük ölçüde değerlendirilen kuruluş belirliyorsa doğal bir paradoks ortaya çıkar:

Kuruluş, kendisini değerlendirecek mekanizmayı eğitirken ve bilgilendirirken ne derece tarafsız olabilir?

Burada kuruluşun tarafsız olmadığını iddia etmiyorum. Kuruluş son derece iyi niyetli, komite üyeleri de alanlarında son derece yetkin kişiler olabilir.

Ben mekanizmanın kendi içerisinde oluşturduğu riski sorguluyorum:

Komite kuruluşun göremediği riskleri mi ortaya çıkarıyor, yoksa kuruluşun komiteye gösterdiği riskleri mi değerlendiriyor?

Bana göre “Tarafsızlık Komitesi Tiyatrosu” tartışmasının merkezindeki soru budur.

Birkaç Saatlik Eğitim Yeterli mi?

Sahada karşılaştığım bazı uygulamalarda komite üyelerine verilen eğitim veya bilgilendirme birkaç saatle sınırlı kalabiliyordu.

ISO/IEC 17024 sistemini veya personel belgelendirme kuruluşunun günlük işleyişini yeterince tanımayan bir kişinin, kısa bir bilgilendirme sonrasında kuruluşun gerçek tarafsızlık risklerini değerlendirmesini beklemek ne kadar gerçekçidir?

Çünkü burada yalnızca standardı bilmekten bahsetmiyoruz.

Tarafsızlığı değerlendirebilmek için kuruluşun yaşayan ticari ve operasyonel yapısını da anlayabilmek gerekir. Müşteri yapısı, gelir bağımlılıkları, personel ilişkileri, sınav görevlileri, eğitim-belgelendirme bağlantıları ve karar mekanizmaları bir sunumdan ibaret değildir.

Üstelik bunların tamamı zaman içerisinde değişebilir.

Toplantı Gerçek Olabilir, Güvence Olmayabilir

Komite oluşturulmuş olabilir.

Eğitim verilmiş olabilir.

Toplantı yapılmış, tutanak hazırlanmış ve bütün imzalar eksiksiz tamamlanmış olabilir.

Bunların tamamı gerçek ve kayıt açısından gerekli olabilir.

Ancak hâlâ cevaplanması gereken başka bir soru vardır:

Tarafsızlık gerçekten etkin biçimde güvence altına alındı mı?

Üç kişinin bir araya gelmesi ve toplantı tutanağını imzalaması, kuruluşun ticari, mali ve operasyonel ilişkilerinden kaynaklanan tarafsızlık risklerinin gerçekten tespit edildiğini tek başına göstermez.

İşte “tiyatro” kelimesini tam olarak bu nedenle kullanıyorum.

Komitelerde görev alan insanları küçümsemek için değil; bir sistemin zaman içerisinde kendi amacından uzaklaşıp amacın gerçekleştirildiğini gösteren biçimsel kanıtlar üretmeye başlaması riskini tarif etmek için.

Toplantı gerçek olabilir. Eğitim gerçek olabilir. İmzalar gerçek olabilir.

Fakat bir faaliyetin gerçekleştirildiğinin kanıtlanması ile o faaliyetin etkin olduğunun kanıtlanması aynı şey değildir.

Tarafsızlık Yılda Bir Günlük Bir Faaliyet Değildir

Tarafsızlık komitesi toplantısı ile yıl boyunca sürekli değişen tarafsızlık risklerinin karşılaştırılması.

Tarafsızlık riskleri statik değildir.

Bugün herhangi bir tehdit oluşturmayan ticari ilişki altı ay sonra önemli bir gelir bağımlılığına dönüşebilir. Yeni bir personel veya sınav görevlisi sisteme dâhil olabilir. Yeni bir eğitim-belgelendirme ilişkisi oluşabilir. Tek bir müşteri kuruluşun faaliyet hacmi içerisinde önemli bir ağırlığa ulaşabilir.

Yeni teknolojiler ve yapay zekâ uygulamaları da daha önce düşünülmeyen tarafsızlık riskleri oluşturabilir.

Bütün bunlar yılın herhangi bir gününde gerçekleşebilir.

Bu nedenle bana göre tarafsızlık bir toplantı değildir.

Tarafsızlık, sürekli çalışan bir risk yönetim sürecidir.

ISO/IEC 17024:2026 Neyi Değiştiriyor?

ISO/IEC 17024:2026 ile birlikte eski baskıdaki komite/mekanizma yaklaşımının aynı biçimde sürdürülmemesi dikkat çekici bir değişikliktir.

Burada önemli bir sınır çizmek gerekiyor.

Bu değişikliğin, eski tarafsızlık komitelerinin uygulamada biçimsel veya etkisiz hâle gelmesi nedeniyle yapıldığını gösteren doğrudan bir açıklamaya rastlamadım.

Dolayısıyla “Komiteler işe yaramadı, ISO da kaldırdı.” demiyorum.

Ancak 2026 revizyonuna ilişkin uluslararası değerlendirmelerin yönü dikkat çekicidir.

IAAC, yeni baskının değişiklikleri arasında risk temelli yönetim yaklaşımını açıkça sayıyor. ANSI, güçlendirilmiş risk temelli gerekliliklere ve tarafsızlık ile risk yönetimindeki değişikliklere dikkat çekiyor.

ASC ise tarafsızlıktaki değişimi oldukça çarpıcı bir ifadeyle yorumluyor:

“Structure over assertion.”

Yalnızca tarafsız olduğunu söylemek değil, bunu yapısal olarak gösterebilmek.

ASC ayrıca çıkar çatışmalarının izlenmesini sürekli bir faaliyet olarak değerlendiriyor; ticari ilişkilerin, personel hareketlerinin, sahiplik ilişkilerinin ve ekonomik bağımlılıkların zaman içerisinde değişebileceğine dikkat çekiyor.

Bu değerlendirmelerin tamamını birlikte okuduğumda benim çıkardığım sonuç şu:

Tarafsızlığı belirli bir anda göstermekten, tarafsızlığı sürekli yönetmeye doğru bir yön değişikliği görüyoruz.

Bu, standardın değişiklik gerekçesine ilişkin resmî bir açıklama değil; 2026 yaklaşımından çıkardığım değerlendirmedir.

Üç İmzadan Çalışan Bir Sisteme

Belirli bir komite yapısının artık aynı şekilde zorunlu olmaması, tarafsızlığa verilen önemin azaldığı anlamına gelmez.

Tarafsızlık sorumluluğu bir komiteye, yıllık toplantıya veya birkaç kişinin imzasına bırakılamayacak kadar temel bir konudur.

Asıl soru artık yalnızca:

“Tarafsızlık Komitesi toplandı mı?”

olmamalıdır.

Kuruluş tarafsızlık risklerini nasıl belirliyor, değişen koşulları nasıl izliyor, yeni çıkar çatışmalarını nasıl tespit ediyor, hangi tedbirleri alıyor ve aldığı tedbirlerin etkinliğini hangi objektif kanıtlarla gösterebiliyor?

Birinci sorunun cevabı bir toplantı tutanağı olabilir.

İkinci sorunun cevabı ise ancak çalışan bir sistem olabilir.

Personel belgelendirmesinin temelinde güven vardır. Bir belgeyi değerli yapan yalnızca adayın sınavdan başarılı olması değil; sınavın ve belgelendirme kararının yetkin, adil ve tarafsız bir sistem içerisinde gerçekleştirildiğine duyulan güvendir.

Bu nedenle tarafsızlığı organizasyon şemasındaki bir komiteye, yıllık toplantıya veya birkaç imzaya indirgemek bana hiçbir zaman yeterli gelmedi.

Tarafsızlık komitesi değerli katkılar sağlayabilir. Ancak hiçbir komite kuruluşun kendi tarafsızlık risklerini sürekli olarak tanımlama, izleme, değerlendirme ve yönetme sorumluluğunun yerine geçemez.

Belki de ISO/IEC 17024:2026 ile birlikte üzerinde düşünmemiz gereken temel değişim budur:

Tarafsızlığın varlığını gösteren bir yapı kurmak yerine, tarafsızlığı gerçekten üreten ve sürekli güvence altında tutan bir sistem kurmak.

Çünkü;

Bağımsızlık görüntüsü ile tarafsızlığın etkin şekilde güvence altına alınması aynı şey değildir.

Bazen üç imza, bir toplantı tutanağı ve eksiksiz hazırlanmış bir dosya bize yalnızca toplantının yapıldığını gösterir.

Tarafsızlığın sağlandığını değil.

Kaynakça:

https://iaac.org.mx/articles/iaac-announces-update-of-key-iso-casco-standards-and-launch-of-regional-transition-plan-for-its-members/

https://blog.ansi.org/ansi/iso-iec-17020-vs-iso-iec-17024-key-differences/

https://www.linkedin.com/pulse/impartiality-boundary-what-isoiec-170242026-pxrrc

Ayrıca:

ISO/IEC 17024:2026: Personel Belgelendirmede Oyun Değişiyor

İki Yıl Yetiyor mu?